YAĞMUR YAĞDI ÖĞRETMENİM
Öğretmenliğimin ilk yıllarıydı. Kış ayları bitmiş köyün üzerini örten kara bulutlar gitmiş, yerini masmavi gökyüzüne bırakmıştı. Uykudan uyanan böcekler şimdiden kış hazırlıklarına başlamıştı. Baharın çevreyi güzelleştirme merasimine serçelerin coşkulu sesleri ve benim minik öğrencilerim şahitlik ediyordu.
Resim dersindeydik. Baharın vermiş olduğu yorgunluk ve birinci sınıf olan öğrencilerimin bitmeyen enerjileri, beni o kadar halsiz bırakmıştı ki biraz olsun nefes alıp dinlenmek için onlardan ilkbahar mevsimi ile ilgili resim yapmalarını istedim. Güneşli bir bahar günü hep birlikte pikniğe gittiğimizi ve bu piknik yerinde, yemyeşil ağaçların rengârenk çiçeklerin, cıvıl cıvıl ötüşen kuşların olduğunu bu yerde ip atlayıp, yakar top oynadığımızı, yarışmalar yaptığımızı söyledim. Bu anlattıklarımın resmini yapmalarını istedim. Anlattıklarımı pürdikkat dinleyen miniklerimi resim yapmaları için serbest bıraktım. Masamın yanında sadece dekor amaçlı konulduğunu düşündüğüm sandalyeye dinlenme hevesiyle yöneldim.
Aradan beş dakika geçtikten sonra Onur isimli öğrencim resim defteriyle yanıma gelerek:
- Bitti öğretmenim, dedi.
Onur’un resmine baktığımda sağ üst köşede yer alan bir siyahlık, sol üst köşede bulutu anımsatan bir şekil ve güneşi anımsatan sarılık vardı. Sayfanın geri kalan bölümü açık yeşile boyanmıştı.
Onur’a pikniğe sınıfça gittiğimizi, beraber oyunlar oynadığımızı, gittiğimiz yerde çok ağaç olduğunu fakat onun resminde neden ağaçların, çiçeklerin, arkadaşlarının…vs olmadığını sordum.
Onur yeşil renkli yerleri göstererek:
-Öğretmenim evet pikniğe hep beraber gittik. Önce ağaçların olduğu yerde durduk fakat orası taşlıydı ve yokuştu rahat edemedik. Sonra sizinle beraber karar alıp bu yeşil alana geldik. İşte yeşillik orası. Burada oynadık piknik yaptık sonra görmüyor musunuz?( sağ üstteki siyah boyayı göstererek) çok yağmur yağdı ve hepimiz evimize gitmek zorunda kaldık. O yüzden kimseyi çizemedim öğretmenim dedi.
Yüzümde öğrencimin masumiyetinin ve o anki yaratıcılığının verdiği bir tebessümle; onun pratik zekâsına mı sevineyim yoksa dinlenme hevesimin yarıda kalmasına mı üzüleyim bilemedim…
Semra YALMANCI YÜCEL
Yer: Zonguldak Kdz Ereğli Ören Köyü
Zaman: 2005
Öğretmenliğimin ilk yıllarıydı. Kış ayları bitmiş köyün üzerini örten kara bulutlar gitmiş, yerini masmavi gökyüzüne bırakmıştı. Uykudan uyanan böcekler şimdiden kış hazırlıklarına başlamıştı. Baharın çevreyi güzelleştirme merasimine serçelerin coşkulu sesleri ve benim minik öğrencilerim şahitlik ediyordu.
Resim dersindeydik. Baharın vermiş olduğu yorgunluk ve birinci sınıf olan öğrencilerimin bitmeyen enerjileri, beni o kadar halsiz bırakmıştı ki biraz olsun nefes alıp dinlenmek için onlardan ilkbahar mevsimi ile ilgili resim yapmalarını istedim. Güneşli bir bahar günü hep birlikte pikniğe gittiğimizi ve bu piknik yerinde, yemyeşil ağaçların rengârenk çiçeklerin, cıvıl cıvıl ötüşen kuşların olduğunu bu yerde ip atlayıp, yakar top oynadığımızı, yarışmalar yaptığımızı söyledim. Bu anlattıklarımın resmini yapmalarını istedim. Anlattıklarımı pürdikkat dinleyen miniklerimi resim yapmaları için serbest bıraktım. Masamın yanında sadece dekor amaçlı konulduğunu düşündüğüm sandalyeye dinlenme hevesiyle yöneldim.
Aradan beş dakika geçtikten sonra Onur isimli öğrencim resim defteriyle yanıma gelerek:
- Bitti öğretmenim, dedi.
Onur’un resmine baktığımda sağ üst köşede yer alan bir siyahlık, sol üst köşede bulutu anımsatan bir şekil ve güneşi anımsatan sarılık vardı. Sayfanın geri kalan bölümü açık yeşile boyanmıştı.
Onur’a pikniğe sınıfça gittiğimizi, beraber oyunlar oynadığımızı, gittiğimiz yerde çok ağaç olduğunu fakat onun resminde neden ağaçların, çiçeklerin, arkadaşlarının…vs olmadığını sordum.
Onur yeşil renkli yerleri göstererek:
-Öğretmenim evet pikniğe hep beraber gittik. Önce ağaçların olduğu yerde durduk fakat orası taşlıydı ve yokuştu rahat edemedik. Sonra sizinle beraber karar alıp bu yeşil alana geldik. İşte yeşillik orası. Burada oynadık piknik yaptık sonra görmüyor musunuz?( sağ üstteki siyah boyayı göstererek) çok yağmur yağdı ve hepimiz evimize gitmek zorunda kaldık. O yüzden kimseyi çizemedim öğretmenim dedi.
Yüzümde öğrencimin masumiyetinin ve o anki yaratıcılığının verdiği bir tebessümle; onun pratik zekâsına mı sevineyim yoksa dinlenme hevesimin yarıda kalmasına mı üzüleyim bilemedim…
Semra YALMANCI YÜCEL
Yer: Zonguldak Kdz Ereğli Ören Köyü
Zaman: 2005
Yorumlar
Yorum Gönder